in

ETME BULMA DÜNYASI

GENERAL D’ESPEREY
Okumakta olduğunuz bu hikaye gerçek olaylardan esinlenilerek kurgulanmıştır.
8 ŞUBAT 1919 – İŞGAL ALTINDAKİ İSTANBUL

Türk Milleti’nin incisi İstanbul Boğazı düşman donanmalarının gemilerini ağırlıyordu.
Türk’e has turkuaz semalarda dalgalanan İngiliz, Fransız ve İtalyan bayrakları esir şehrin Türklerinin böğürlerine hançer gibi saplanıyor, payitahtlarını kaybetmenin utancı aldıkları her nefeste ciğerdeki sızı gibi acı veriyordu.

Fransız Patrie zırhlısı Marmara Denizi tarafından giriş yaparak Sarayburnu açıklarında demirlemişti.
Marne Cephesinde Alman Ordularını püskürttüğü için önce “Milli Kahraman” ilan edilen, sonra da Fransız Doğu Orduları Komutanlığına atanan General Franchet D’esperey ikinci kez İstanbul’a geliyordu o gün.

Sirkeci İskelesinde şaşalı bir karşılama töreni düzenlenmişti.
Generali getiren motor kıyıya yaklaşınca bandolar çalmaya başladı Türk’ün boynu bükük başkentinde…

Fransız, İngiliz, İtalyan ve Osmanlı zabitlerinin selamlarıyla ayak bastı General rıhtıma…

Tören kıtasını denetledikten sonra, tam iki askerin dizginlerini tutacağı atına binecekti ki, yabancı basından gazeteciler sardı etrafını :

-Hoşgeldiniz General
-Hoşbulduk.
-İstanbul’da nerede kalacaksınız ?
-Dolmabahçe Sarayında kalmayı düşünüyorum.
-Ama orada Sultan Vahdettin yaşıyor..
-Boşaltacak… Başka yolu yok…

D’esperey’in bu cevabı bomba gibi düşmüştü İtilaf Devletleri temsilcilerinin kucağına…

O, gösterişli bir törenle at sırtında Fransız Konsolosluğuna doğru giderken İngilizler buna mani olmak için çalışmalara başlamışlardı bile.
Sonunda Fransa’dan gelen bir telgrafla vazgeçti General bu isteğinden.
Zira şehrin alt üst olmasından, asayişin bozulmasından korkmuşlardı.

-Size başka yerler gösterebiliriz Efendim diye nazikçe öneride bulundu Fransız Büyükelçi.
-Tamam ama Boğaz’a nazır olsun, bu güzelliğe bakarak yaşamayacaksak burada ne işimiz var, öyle değil mi ?
-Size en kısa zamanda birkaç alternatif sunacağız Generalim.
-Çok uzamasın lütfen. Bir an önce evime yerleşmek istiyorum.
***

Eski Harbiye Nazırı İsmail Enver Paşa’nın Baltalimanı’ndaki yalısının önünde duran arabadan inen yaver Generalin kapısını açarak askerce selamdı.
-İşte size bahsettiğim yer burası efendim diye kısaca tanıtım yaptı Büyükelçi.
Birlikte bahçe kapısından içeri girip deniz tarafında dolaşmaya başladılar.
Onları gören emektar bahçıvan dikildi karşılarına.

-Kimsiniz ? Ne arıyorsunuz burada ?
-Çekil be adam ayak altından diyerek ittiler onu Fransız askerler.
Sultan Abdülmecid’in torunu, Enver Paşa’nın eşi Naciye Sultan yaşıyordu yalıda çocuklarıyla.

Büyük kızı Mahpeyker iki yaşındaydı.
Türkan ise henüz birkaç haftalıktı.
Lohusaydı Naciye Sultan.
Zorla girdiler eve, izin almaya gerek duymadan.

Naciye Sultan’ın bulunduğu odaya girmelerine son anda çalışanlar mani olabilmişti itiş kakışı göze alarak.
-Ben burayı çok beğendim Sayın Büyükelçim dedi General D’esperey.
-Beğendiğinize sevindim efendim.

-Hemen bugün boşaltsınlar evi. Acelem var… Bekleyemem… Kıyafetlerini alıp çıksınlar…Lütfen gereğini yapın.
-Emredersiniz…
***

Hiçbir güç engel olamadı daha yeni doğum yapmış, başında kocası olmayan padişah torunu bir hanımefendinin apar topar evinden çıkarılmasına.
Enver Paşa’nın yalısına yerleşti D’esperey, orada yaşamaya başladı.
***

HAZİRAN 1940 PARİS
Yaşadığı şehrin Almanlar tarafından işgal edilmesine üzülen yaşlı bir adam kaldırımda durmuş hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.
Ne o çok güvendikleri Majino Hattı, ne de Belçika sınırına yerleştirdikleri orduları Fransızları koruyamamış, Alman panzerleri bir hafta on gün içinde Paris’e dayanmıştı…

Gözyaşlarını silip konağının yolunu tuttu.
Fakat bir gariplik vardı.
Evinin önünde Nazi subayları, askerlerinden oluşan bir kalabalık duruyordu.
Yavaşça onlara yaklaştı.

-Ne istiyorsunuz, burası benim evim, neden buradasınız ?
-Artık senin evin değil. Komutanımız burayı beğendi ve sen artık burada yaşamıyorsun. Kişisel eşyalarını sana ulaştırırız.
Neye uğradığını şaşırmıştı yaşlı adam…

-Ben…. diyecek oldu, onu görüp yanına gelen hizmetçisi mani oldu cümlesini tamamlamasına.
-Gelin General gidelim buradan.
Adım atmak istiyor ama atamıyordu, beyninde yangınlar çıkmış, alevler dört bir yanı sarmıştı.

Acilen hastaneye kaldırdılar onu…
Gözünü açtığında başında sadece hizmetçisi vardı.
Felç geçirmişti.
Nazi korkusundan kimse yanına gelememiş, bu Ulusal

Kahramanı kaderine terk etmişti.
Birazcık oynatabildiği parmağıyla hizmetçisine “Yaklaş” diye fısıldadı.
-Bir Türk gazeteci bunu bana yıllar önce söylemişti….
***

63 yaşındayken İstanbul’a mağrur bir komutan olarak gelen, hiç düşünmeden ve de acımadan yeni doğum yapmış bir kadını evinden atan D’esperey, aradan geçen 21 yılın sonunda 84 yaşındayken Naciye Sultan’la aynı kaderi paylaşıyor, bu dünyadan gitmeden ettiğini buluyordu.

Bu içerik üyemiz tarafından oluşturulmuştur. Kendi İçeriğini Ekle!

Rapor Et

İştirakçi

hizli gonzales Tarafından Yazıldı

Video EkleyiciListe OluşturucuGaleri Oluşturucuİçerik OluşturucuAnket OluşturucuYılların Üyesi

Yorumlar

Yorumlara Abone Ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Torumlar

Loading…

0

Bu İçeriğe Oy Ver

Kobra Etkisi

Ödül