in

Kaldır Başını Dik Dur Türk Kadını..

1932 Temmuzu… Cumhuriyet gazetesi güzellik yarışması düzenliyor. 8 cesur kadın katılıyor. Yarışmayı, siyah beyaz fotoğrafına bakmaya doyamadığım muhteşem güzellikteki Keriman Halis kazanıyor. Aynı yıl Belçika’da Dünya Güzellik Yarışması yapılıyor. Ülkemizi temsilen Keriman Halis gönderiliyor. 28 ülkenin güzellerinin katıldığı yarışmada sadece güzelliğe bakılmıyor. Zarafet, konuşma, bilgi ve giyim… Spa kentinde günlerce süren yarışmada sonuç açıklanıyor.

Kazanan Türk güzel Keriman Halis. Salonun dışındaki coşkulu kalabalık onu görmek için adeta birbirlerini eziyor. Salonun şeref koridorundan çıkıp halkı selamlayacak olan Keriman Halis salonda Türk bayrağının olmadığını görüyor. Bayrak olmazsa dışarı çıkmayacağını söylüyor. Acelece atlas bulup Türk bayrağı yapıyorlar. Şeref koridorunun başındaki dev bayrağımızın önünden salına salına çıkıp halkı selamlıyor Keriman Halis. Yurda döndüğünde onu Mustafa Kemal karşılıyor. Şerefine balo düzenliyor. Ona ‘’kraliçe’’ anlamına gelen ‘’Ece’’ soyadını veriyor. Fakat daha sonra gerici ve yobaz zihniyetin hedefinden bir türlü kurtulamıyor. Ona ‘’Ar damarı çatlamış, utanma duygusunu yitirmiş bir kadındır, kendini çıplak teşhir ediyor’’ dediler…

1920 yılı. Kadıköy Apollon tiyatrosunda ‘’Yamalar’’ isimli oyun sahneye konuluyor. Oyunda ‘’Emel’’ ismindeki rol için Afife Jale sahneye çıkıyor. İlk kez bir Türk kadını sahnede… 18 yaşındaki çiçeği burnunda tiyatrocu rol gereği ağlaması gereken yerde gurur ve mutluluğundan dolayı gerçekten ağlıyor. Alkışlar durmak bilmiyor, sahneye çiçekler atılıyor. Kendini tiyatroya feda ettiği gün işte o gündür. Daha sonraki oyunlarını polis baskınları ve kovuşturmalar takip ediyor.

Karakola götürülüyor.‘’Dinini unutan kadın sen misin?’’ diye soruluyor. Bildiriler yayınlanıyor; ‘’Müslüman kadın kesinlikle sahneye çıkamaz.’’ Bildiriden sonra oyunun kadrosundan çıkarılıyor. Babası onu ‘’fahişe’’ diye tanımlayıp evden kovuyor. İşsizlik, açlık ve kimsesizlikle gelen hastalık onu morfinle tedavi görmeye götürüyor. Bağımlı oluyor. Yasak kalkınca sahnelere dönüyor. Fakat tedavisinden dolayı kullandığı morfin onun sahneye çıkmasını engelliyor. Sahneye çıkamadığı için akıl sağlığını kaybediyor. 1941 yılının Temmuz ayında hayata gözlerini yumuyor. Geride onurlu bir mücadele ve tiyatroya feda edilmiş bir yaşam bırakıyor…

Sabiha Gökçen ilk kadın savaş pilotumuz. Safiye Ali ilk kadın doktorumuz. Süreyya Ağaoğlu ilk kadın avukatımız. Leman Altınçekiç ilk jet pilotumuz. Feriha Sanerk ilk kadın emniyet müdürümüz. Semiha Berksoy ilk kadın opera sanatçımız. Ve daha niceleri… Kadın oyuncuların sahneden indirildiği bu günlere bizim yüce kadınlarımız aslında hiç yabancı değil. Gerici zihniyetin salyası altında asla ezilmeyecekler.

Kaldır başını dik dur Türk kadını! Bu ülkenin namusu da, şerefi de, geleceği de sensin!..

Bu içerik üyemiz tarafından oluşturulmuştur. Kendi İçeriğini Ekle!

Rapor Et

İştirakçi

hizli gonzales Tarafından Yazıldı

Video EkleyiciListe OluşturucuGaleri Oluşturucuİçerik OluşturucuAnket OluşturucuYılların Üyesi

Yorumlar

Yorumlara Abone Ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Torumlar

Loading…

0

Bu İçeriğe Oy Ver

Muhtar Çakmağı

Namus Benimdir