in

Köz (göz) değmesi

“Köz”, kadim Türkçe bir kelimedir ve “göz” anlamına gelir. “G” harfinin sonradan dile girmesiyle “köz” zaman içinde “göz” kelimesine dönüşmüştür.

“Köz”, aynı zamanda kor halinde yanan kömür parçası anlamına da gelir. Kadim Türkçede “köz”ün hem “göz” hem de “kor” anlamına geliyor olmasının nedeni, gözün aslında kor kadar yakıcı olduğundan dolayıdır. Bu nedenle nazar anlamında kullanılan “köz”ün kaynağı “göz”ün kendisidir. Tüm köklü medeniyetlerde köz kavramı üzerinde özellikle durulmuştur. Mısır, Helen, Afrika, Asya medeniyetlerinde bugün bile varlığını sürdüren bir olgudur. Birçok eski yazıtta ve tıp metinlerinde köz, kötü göz belirtileriyle birlikte açıklanmıştır. Babil tabletlerinde de közden bahsedilir. Helen mitolojisinde Medusa adlı varlığın közüyle insanları taşa çevirmesinden bahsedilir.

Bunlar gibi pek çok örnek bulmak mümkündür. Bu yazıtlar sayesinde bilimadamları da köze ilgi duymuşlar ve araştırmaya koyulmuşlardır.

Edindikleri bulguları da bilim dünyasına sunmuşlardır. Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda kaplumbağaların yumurtalarını gözleriyle ısıttıkları, çöl yılanlarının avlarını bakışlarıyla kör edip öldürebildikleri ve kurtların avlarını hipnoz edebildikleri saptanmıştır. Kaplumbağalar közleriyle yumurtalarını ısıtmalarına rağmen, o yumurtaların kabuğu olmasaydı eğer kendi yavrularını kurutarak öldürebilirlerdi. Bu közün salt kötü bir şey olduğu anlamına gelmez.

Köz elektrik gibidir. Doğru kullanıldığında güzel işlere, kötü kullanıldığında kötü işlere vesile olur. İyi kullanımı için insanların içinde kötülük olmaması, kin, nefret, kıskançlık, hinlik, öfke gibi olumsuz duyguların insan bünyesinde bulunmaması gerekir. Közün hangi duygularla beslendiği çok önemlidir. Mesela bazı insanların bakışlarındaki sıcaklıktan bahsedilir. İç ısıttığı söylenir. Bu insanlarda olumsuz hisler yoktur, közleri negatif enerjiyle beslenmiyordur.

Gözden bir ısı yayıldığı bilimsel olarak da tespit edilmiş ve bu ısının tahribat gücü de pek çok deneyle sınanmıştır. Bilim dünyasında gözün gücü üzerinde incelemeler yapan “psikokinezi” adlı bir bilim dalı da mevcuttur.

Gözlerden çıkan elektromanyetik dalgalar sayesinde, bakışın yöneldiği yerde bir süre sonra yükselmeye başlayan ısı ölçülebilir düzeydedir. Kişinin, bir başkası tarafından izlendiğini fark etmesi de közün elektromanyetik gücü sayesindedir. Bir kişiye olumsuz hissiyatla bakıldığında kişinin üzerinde dermatolojik bir kurumanın meydana geldiği saptanmıştır. Bu gayet olağan bir sonuçtur zira göz (köz) bir ateş türüdür. Halk diline yerleşmiş olan “buz gibi baktı”, “sıcacık bir bakış attı” ya da “gözleri alev alev yanıyor” gibi yerleşik deyimlerin “köz” kavramıyla doğrudan ilgisi vardır.

Yıkıcı bir közün oluşmasında en güçlü etkenlerden biri kıskançlık duygusudur. Bunun yanı sıra hırs, hasetlik, kin ve şehvet gibi olumsuz duygular da yıkıcı köz oluşturabilir.

Yapıcı köz oluşturmak da mümkündür. Merhamet, hürmet, saygı, anlayış gibi olumlu duygular yapıcı köz oluşturur. Yıkıcı köz can alabilirken, yapıcı bir köz can verebilir.

Köz değmesinde yapılan uygulamalar

Kut kuyma (Kurşun dökme):

Nazardan arınmak konusunda en güçlü uygulamalardan biri kut kuymadır. Kut kuyma, kut koymak, kut yenilemek, ruh yenilemek anlamına gelir. Kut kuymak yani kurşun dökmek kadim çağlara dayanan bir arınma yöntemidir ve çok güçlüdür.

Günümüzde de uygulanıyor olsa da maalesef geleneksel titizlikten sapılmış yöntemlerle gerçekleştirilmektedir.

Kurşun dökerek nazardan arınma ritüelinin prensibinde beş olutu (elementi) bir araya getirmek ve bunların üzerine altıncı olutu dökmek vardır.

Beş olutu temsil eden gereçler arınmadan geçirildikten sonra kurşun dökmede kullanılırlar. Kurşun suya değil süte dökülür ve ritüelde kullanılacak elementlerin doğru orantıda kullanılması gerekir. Bu orantılamayı da kut dökülecek (üzerine kurşun dökülecek) kişinin özellikleri belirler.

Diğer arınma yöntemlerinin aksine, bu yöntem ancak el vermeyle başkasına aktarılabilir. Yetenek gerektirir. Kut kuymak için el alanlara kuymacı denir. Kurşun dökülen kişinin üzerindeki zehirli okların her biri dökülen kurşunlar tarafından emilir ve kuymacı tarafından dikkatle incelenip yorumlanır. Kuymacılığı sadece kadınlar yapabilir.

Şu durumda tanıdığı bir kuymacısı olmayanların da elbette kendilerinin uygulayabileceği başka arınma yöntemleri vardır. Fakat bu yöntemler ağır bir köz saldırısına uğramış olan kişinin sorunlarını tam anlamıyla çözmeye yetmeyecektir.

Tütsü:

Tütsü de köz değmesine karşı yapılan arınma yöntemlerinden biridir. Tütsü yaparken bitki seçimi çok önemlidir. Her bitki tütsü olarak kullanılamaz. Bazı bitkiler negatif enerjilerden ya da közden arındırmadığı gibi aksine negatif enerjileri tutma ve çoğaltma etkileri de vardır.

Ardıç (özellikle mavi ardıç da denen ve yayılarak genişleyen ardıç türü),üzerlik ve defne, arınmak için kullanılabilecek en etkili ve güçlü bitkilerdir.

Bu otlardan herhangi bir tanesi metal bir kâse içinde yakılır ve dumanı da birkaç derin nefesle içe çekilir. Koltuk altları da dumanla tütsülendikten sonra kâse yere konup üzerinden birkaç defa atlanır.Sonrasında evin bütün odaları ve köşelerinde tütsü kâsesi dumanıyla birlikte dolaştırılır. Bu işlem yapılırken evin kapısı ve en az bir penceresi açık olmalıdır.

Tütsüleme yaparken arada kontrolsüz çığlıklar atılmalıdır. Tütsü iyi bir arınma ritüelidir ve buradaki her hareketin hem ruhani bir anlamı hem de işlevi vardır.

Derin nefes alarak iç temizliği gerçekleşir ve içeri nüfus etmiş olan köz, öksürükle birlikte dışarı çıkartılır. Atlama eylemi ise bir yerdeki hali terk edip, başka bir hale geçmek anlamına gelir. Havadayken dumanın içinden geçildiği için göğün de desteği alınmış olunur.

Böylece dış beden de yıkıcı közden arınmış olur. Kontrolsüz çığlıklarsa yüreği ateşlendirir. Yüreğin ateşlenmesi demek bağışıklığın güçlenmesi demektir. Yürek ısısı doğrudan timüs bezini uyardığı için bağışıklığa doğrudan etkisi olur. Aynı zamanda negatif güçlere karşı tehdit oluşturmak için de yapılır.

Evin çok kullanılan ve fazla zaman geçirilen yerleriyle birlikte giysi dolaplarına kuduzotu asmak da içeriye negatif enerjilerin girmesini engeller. Ara sıra bu otları yenileriyle değiştirmek, eskilerini de açık bir alanda yakmak gerekir.

Örümcekler kurdukları ağlarla doğal olarak bu korumayı sağlarlar. Eve girmeden önce kapının önünde çam dallarından yapılmış bir süpürgeyle üstü başı süpürerek de yıkıcı közlerden kurtulmak mümkün. İyi bir uyku için arınmış olmak önemlidir.

Tengri karak (Nazar boncuğu):

Nazar boncuğu diye bilenen tengri karaklar tanrı gözü anlamına gelir. Türkiye’de en çok bilinen ve yaygın olarak kullanılan bir tılsım olmasına rağmen maalesef yanlış kullanılmaktadır.

İki çeşit tengri karak vardır:

1. İçten dışa doğru siyah, ak ve mavi: Kök tengri (göğün tanrısı)

2. İçten dışa doğru siyah, ak ve yeşil: Yer tanrısı

Bu ikisi dışında nazar boncuklarında kullanılan renkler hastalık, bağımlılık ve terslik üretir. Son zamanlarda içlerinde sarı, kırmızı renklerinin de kullanıldığı nazar boncukları doğru değildir.

Korunmak için her iki tengri karaka (nazar boncuğuna) da ihtiyaç vardır. İnsanın iç doğasında gök, boyun bölgesinden itibaren başlar. Buna istinaden mavi olan tengri karak (nazar boncuğu) boyundan yukarı bir yere takılmalıdır. Bazı eski kadınlar mavi karakları çocuklarının saçlarına örerdi.

Yeşil olan tengri karaklar da boyundan aşağıda bir yere asılmalıdır. Çünkü insanın iç doğasında beden boyun altından başlar. Tengi karakların camdan olması önemlidir. Plastik karakların tesiri yoktur.

Tü tü tü: Çok eski zamanlardan beri kullanılan köz savunmalarından biri de tükürür gibi söylenen “tü tü tü” sözüdür. Üç defa tükürmeyi temsil eder.

Günümüzde de sıklıkla kullanılan bir yöntemdir. Buna göre közlerden çıkan yıkıcı ateşin ve ısının hedefe ulaşmadan evvel tükürükle söndürülmesi sağlanır. Mesela çocuk seven eski insanlar “tü tü tü” diyerek çocuğu kendi közlerinden korumak için bunu yaparlar.

Bu içerik üyemiz tarafından oluşturulmuştur. Kendi İçeriğini Ekle!

Rapor Et

İştirakçi

izzet Tarafından Yazıldı

Video Ekleyiciİmaj OluşturucuListe OluşturucuYılların Üyesiİçerik OluşturucuOy Bağımlısı

Yorumlar

Yorumlara Abone Ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm Torumlar

Loading…

0

Bu İçeriğe Oy Ver

GENÇLER HEP GÜZELLER

Yapılan İyilikler Ne de Çabuk Unutuluyor